PARA PARA PARA
Araç mı, Amaç mı? Birçoğumuz parayı hayatın varış noktası sanıyoruz. Oysa para, binmek zorunda olduğumuz bir araçtır. Direksiyonunda sevginin, yakıtında ise emeğin olmadığı bir araç, bizi sadece daha derin bir yalnızlığa götürür. Alın teriyle ıslanmamış, içinde bir başkasının hakkı kalmış kazanç; kasayı doldursa da vicdanı boşaltır.
Kağıttan Bir Köprü: Paranın Kalbe Giden Yolu
Napolyon Bonapart’ın o meşhur "Para, para, para!" nidası, tarih kitaplarında genellikle savaşların finansmanı olarak geçer. Ancak modern dünyada bu üç kelime, artık sadece birer banknotu değil, hayatın en sert gerçeğini simgeliyor. Evet, para bir gerçek; ancak asıl gerçek, o paranın elimize nasıl değdiği ve elimizden nasıl çıktığıdır.
Milli Ruhun Mayası: Birlik ve Beraberlik
Bu toprakların hamurunda ferdiyetçilik değil, "biz" olmak vardır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yoktan var ettiği bu memleket, tarihin en karanlık dönemlerinde paradan çok daha kıymetli bir şeyle; sarsılmaz bir birlik ve beraberlikle kurtarıldı. Kurtuluş Savaşı’nda halkın, elindeki iki çoraptan birini, tek bir somun ekmeğini orduyla paylaşması (Tekalif-i Milliye), kazancın paylaşıldığında nasıl bir bağımsızlık destanına dönüştüğünün en büyük kanıtıdır.
Atatürk’ün bizlere bıraktığı miras, sadece bir vatan değil, aynı zamanda zor günlerde kenetlenme bilincidir. O gün kanla ve canla kurulan bu köprü, bugün bizim emeğimizle ve paylaştığımız kazancımızla ayakta kalmalıdır.
Araç mı, Amaç mı?
Birçoğumuz parayı hayatın varış noktası sanıyoruz. Oysa para, binmek zorunda olduğumuz bir araçtır. Direksiyonunda sevginin, yakıtında ise emeğin olmadığı bir araç, bizi sadece daha derin bir yalnızlığa götürür. Alın teriyle ıslanmamış, içinde bir başkasının hakkı kalmış kazanç; kasayı doldursa da vicdanı boşaltır.
Paylaşmak: Kazancın Bereketidir
Hayatın matematiği, okulda öğrendiklerimizden biraz farklıdır. Maddiyat, paylaşıldıkça azalır gibi görünse de; huzur, paylaşıldıkça katlanır. Gerçek kazanç, sadece cüzdanımızda biriken rakamlar değil, bir ihtiyaç sahibinin yüzündeki o mahcup ama içten gülümsemedir.
- Emek, paylaşıldığında değer kazanır.
- Sevgi, paylaşıldığında çoğalır.
- Kazanç, paylaşıldığında bereketlenir.
Sonuç olarak;
Napolyon’un dediği gibi para belki dünyayı döndürür ama dünyayı yaşanır kılan şey paranın kendisi değil, onunla kurulan gönül bağlarıdır. Atalarımızın kıtlık içinde birbirine omuz vererek kurduğu bu cumhuriyette, bugün bize düşen; bollukta da elimizi uzatmak, paylaşmanın o asil hazzını yaşamaktır. Çünkü günün sonunda bizden geriye kalan, ne kadar kazandığımız değil, kaç hayata dokunduğumuz olacaktır.
Akademisyen yazar
Semanur PERİM.









Benzer Haberler
İKİ LİSE ÖĞRENCİSİ SIFIR BÜTÇEYLE ÇEKTİKLERİ KULAKLIK REKLAMIYLA DÜNYA ŞAMPİYONU OLDU
HUKUKÇU ABDULLAH YILMAZ TOPLUMSAL BİLİNÇ OLUŞTURUYOR
SUS ve OTUR...
GÖKYÜZÜNÜN SİSLİ LABİRENTİ: MARS VE NEPTÜN’ÜN TEHLİKELİ DANSI
TABİATIN KIZI TUĞBA ÖZAY VE SUYUN MELEKLERİ KAZ DAĞLARI’NDA BULUŞTU
SANAT DÜNYASI CANSEVER İÇİN TEK YÜREK OLDU
KADIN LİDERLER KULÜBÜ ADANA’DA İZ BIRAKTI
NELER OLUYOR BİZE & SEÇMEK VE SEÇİLMEK