Telefon
WhatsApp
PARA PARA PARA
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x2501

Kağıttan Bir Köprü: Paranın Kalbe Giden Yolu

​Napolyon Bonapart’ın o meşhur "Para, para, para!" nidası, tarih kitaplarında genellikle savaşların finansmanı olarak geçer. Ancak modern dünyada bu üç kelime, artık sadece birer banknotu değil, hayatın en sert gerçeğini simgeliyor. Evet, para bir gerçek; ancak asıl gerçek, o paranın elimize nasıl değdiği ve elimizden nasıl çıktığıdır.

​Milli Ruhun Mayası: Birlik ve Beraberlik

​Bu toprakların hamurunda ferdiyetçilik değil, "biz" olmak vardır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yoktan var ettiği bu memleket, tarihin en karanlık dönemlerinde paradan çok daha kıymetli bir şeyle; sarsılmaz bir birlik ve beraberlikle kurtarıldı. Kurtuluş Savaşı’nda halkın, elindeki iki çoraptan birini, tek bir somun ekmeğini orduyla paylaşması (Tekalif-i Milliye), kazancın paylaşıldığında nasıl bir bağımsızlık destanına dönüştüğünün en büyük kanıtıdır.

​Atatürk’ün bizlere bıraktığı miras, sadece bir vatan değil, aynı zamanda zor günlerde kenetlenme bilincidir. O gün kanla ve canla kurulan bu köprü, bugün bizim emeğimizle ve paylaştığımız kazancımızla ayakta kalmalıdır.

​Araç mı, Amaç mı?

​Birçoğumuz parayı hayatın varış noktası sanıyoruz. Oysa para, binmek zorunda olduğumuz bir araçtır. Direksiyonunda sevginin, yakıtında ise emeğin olmadığı bir araç, bizi sadece daha derin bir yalnızlığa götürür. Alın teriyle ıslanmamış, içinde bir başkasının hakkı kalmış kazanç; kasayı doldursa da vicdanı boşaltır.

​Paylaşmak: Kazancın Bereketidir

​Hayatın matematiği, okulda öğrendiklerimizden biraz farklıdır. Maddiyat, paylaşıldıkça azalır gibi görünse de; huzur, paylaşıldıkça katlanır. Gerçek kazanç, sadece cüzdanımızda biriken rakamlar değil, bir ihtiyaç sahibinin yüzündeki o mahcup ama içten gülümsemedir.

  • ​Emek, paylaşıldığında değer kazanır.
  • ​Sevgi, paylaşıldığında çoğalır.
  • ​Kazanç, paylaşıldığında bereketlenir.

​Sonuç olarak;

Napolyon’un dediği gibi para belki dünyayı döndürür ama dünyayı yaşanır kılan şey paranın kendisi değil, onunla kurulan gönül bağlarıdır. Atalarımızın kıtlık içinde birbirine omuz vererek kurduğu bu cumhuriyette, bugün bize düşen; bollukta da elimizi uzatmak, paylaşmanın o asil hazzını yaşamaktır. Çünkü günün sonunda bizden geriye kalan, ne kadar kazandığımız değil, kaç hayata dokunduğumuz olacaktır.

 

 

Akademisyen yazar 

Semanur PERİM.

Reklam-1

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Oyunculuk Eğitimi

Reklam

Oyunculuk Eğitimi

Anket

Sağ Alt Banner Küçük
Sağ Alt Banner Küçük

E-Bülten Aboneliği